BİR TAVSİYEM VAREğitim Ve GelişimEĞİTİM VE GELİŞİMFelsefe Ve PsikolojiHERŞEYE DAİRİnsan KaynaklarıKişisel GelişimKOÇLUK VE MENTORLUKKonuşulmayan Kalmasın

BİR ŞEYLER YOLUNDA DEĞİL GİBİ HİSSEDİYORSANIZ, AKAMIYOR OLABİLİR MİSİNİZ?

akışta olmak

Sizde bazen akamıyor gibi hissediyor musunuz ?

Burada sorduğum sorudaki akmaktan kastım aslında direk olarak An’da kalmak çerçevesinde düşündüğümüz akışta olma hali değil. Şöyle açıklayayım; geçen gün dinlediğim bir podcast’te konuşmacı belki çok basit ama çok hoşuma giden bir şey söyledi;

“Anladım ki benim mutlu olamadığım anlar akamadığımı hissettiğim anlarmış.”

Yani aslında birşeyin akışına kapıldım gidiyorum, An’da kalamıyorum değil de, belki An’ın içindeyim ama o An’ın içinde akıyor gibi hissetmiyorum anlamında bir akmaktan bahsediyorum.

Bilmiyorum sizin için de benim için olduğu kadar anlamlı mı ama benim için içsel bir soru yığınımın, anlamlandıramadığım bazı zamanların ve duyguların cevabı gibi oldu.

Çünkü ben bir şekilde herşey yolunda gittiği bazı zamanlarda bile sessiz sessiz fısıldayan galiba eksik ya da yanlış giden birşeyler var diyen iç sese bir yanıt arıyordum. Onu buldum.

Meğer benimde böyle hissettiğim zamanlar aslında akamadığımı hissettiğim zamanlarmış.

Başka bir soru ile ifade etmem gerekirse;

Başkalarının size ne kadar çok şey yapıyorsun, çok başarılısın dediği zamanlarda bile hiçbir şey yapmıyorum sadece duruyorum hissiyatı yaşadığınız oluyor mu ?

İşte bu An’da o an. Çünkü çok şey yapıyor olsak dahi, aktığımızı hissettiren şeyler yapmadığımız için, kendimizi su ile özdeşleştirerek düşünürsek özümüz olan akma eylemini gerçekleştiremediğimiz için hiçbir şey yapmıyorum hissiyatı yaşıyoruz.

Bu arada şunu da belirtmeliyim ki “yapmaktan” çok bahsettim ama sadece özümüze ait şeyler yapmadığımız zamanlarda değil, bazen bulunmak istemediğimiz ama bulunmak zorunda kaldığımız ortamlar sebebiyle, tanıdığımız ve vakit geçirdiğimiz insanlar ya da ilişki ağları sebebiyle de “akamıyorum” hissini yaşayabiliyoruz.

İnsan psikolojisini ilgilendiren her konuda olduğu gibi bu konuda bizim kişiliğimizle, kimliğimizle, deneyimlerimizle, baskın karakter özelliklerimizle çok ilişkili, o yüzden su metaforu benim için çok anlamlı bir benzetme olabilir ancak sizin için bu metafor başka bir doğa elementi ile anlam kazanabilir.

Yine aynı podcast’te şöyle bir örnek vardı:

Ben suyum ama sen toprak olabilirsin.

Toprak ne ister ?

Birşeyler yetiştirmek ister, beslemek ister ve suyun aksine akmak değil köklenmek ister. Kendinizi toprakla özdeşleştirmek sizin yapınıza daha uygun geliyorsa o zaman şu şekilde düşünebilirsiniz;

Su için akamamak ne ise sizin içinde köklenememek, besleyememek aynı hissiyatı yaratabilir.

Hangi metaforu kullanırsanız kullanın bu hissiyatı yaşıyorsanız. Bu yolunda gitmeyen bir şeyler var demek değildir. Bu sizin hayat yolunuzda, geçmişte ya da gelecekte değil, bugününüzde özünüze uygun olmayan, akışı tıkayan bir taş,bir engel var demektir. Sizin için bu taşın ne olduğunu o tıkanmaya neyin sebep olduğunu aslında yine en iyi siz bilirsiniz.

Bu bir durum mu? bir insan mı? ertelediğiniz birşey mi? bir düşünce mi ?………..

Peki, iyi güzel de beni tıkayan bu durumu ben nasıl bileceğim derseniz ?

Hiç sormayın!

aslında çok iyi biliyorsunuz. Ya sadece farkında değilsiniz ya da farkındasınız ama farkında olduğunuzu kabul etmek istemiyorsunuz.

Çünkü, bu tıkanmaya sebep olan şeyi görmemek, kabul etmemek sizi konfor alanınızda tutuyor. Onu kaldırmaya karar verdiğinizde muhtemelen sizin için yapması zor olan bir şey yapmanız gerekecektir.

İçten içe vazgeçmek istediğiniz ama konfor alanınız bozulmasın diye vazgeçmediğiniz bir şeyden vazgeçeceksiniz demektir.

Belki hayatınızdan çıkarması zor olan birini çıkartacak ya da belki de yolunuzun rotasını tamamen değiştireceksiniz. Kim bilir daha sayamadığım neler neler olabilir ?

Söylediklerim size anlamlı geldiyse ve ben artık farkında olmak istiyorum diyorsanız yanıtınızı bulmak için;

  • Çok şey yaptığınız ama kendinizi hiçbir şey yapmamış gibi hissettiğiniz günleri fark edin. Bugün diğer günlerden farklı ne oldu ona bakın.
  • Bu duygu size sadece belli insanlarla görüştüğünüz de ya da vakit geçirdiğiniz de mi oluyor? dikkat edin.
  • Bütüne yayılan bir duygu ise yaptığınız bir işle ya da yapamadığınız bir işle mi ilgili incelemeye çalışın?
  • Mevcutta yürüttüğünüz ama ertelediğiniz bir şey var mı? fark edin.
  • Her zaman yapmayı çok sevdiğiniz birşey var ama son zamanlarda bir sebeple neredeyse o şeyi yapmak istemiyorsanız bu durumun ne zaman başladığını bulmaya çalışın.
  • Ve sizde tahammül hissiyatı yaratan her durumu, her kişi listeleyin.

En nihayetinde sebep olan o TAŞ ne ise akma hissiyatı yaşamak için o TAŞ’ı ordan kaldırması gereken kişinin siz olduğunu kabul edin ! ve ne kadar zor olursa olsun o taşı ordan kaldırın.

Çünkü o TAŞ’ın iç ya da dış bir engel olması farketmez en nihayetinde o taş sizin yolunuzun taşı, sizin akışınızı engelleyen bir taş.

Eğer bu sorumluluğu almazsanız o taşın olduğu yerden gitmesi için bir dalga gelmesini bekleyeceksiniz demektir. Ya o dalga gelmezse, gelse de ya o dalga yeteri kadar güçlü olmaz ise gerçekten belki de gerçekten akmama pahasına o dalgayı bekleyecekmisiniz ?

Bence maksimum 100 yıl süreceğini düşündüğüm bu hayatın bir saniyesi bile özüm olan akmama hissiyatını yaşamamıza değmez. Ya yüzyılımız yok bir günümüz varsa….

Gelin o taşı, taşlarımızı kaldıralım !

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir