Felsefe Ve Psikolojiİnsan KaynaklarıKategorilendirilmemişKonuşulmayan Kalmasın

PLATON’A SORSAK… İDEAL DEVLET GİBİ İDEAL ŞİRKET OLUR MU ?

 ÖNCE SÖZ PLATON’DA YANİ İDEAL ŞİRKETLERDE ,

İdeal ve erdemli devleti şirketlerle bağdaştırmak olur mu ? benzerlikler var mıdır ? yok mudur ? olur mu ? olmaz mı ? derken, ki bu soru neden ve nasıl aklıma geldi bilmiyorum ama en sonunda neden olmasın dedim . Belki  erdem” kelimesini çok kullanmadığımız için erdemli şirketleri çok konuşuyor olmasak dahi hiçbirimizin  dilinden ne sözleri ne de örnekleri düşmüyor ideal şirketlerin öyle değil mi !

Hem sonuçta zaten Platon’da ,temel gerçekliğin insan ruhu olduğu, bütün toplumsal fenomenlerin onun ürünlerine tekabul ettiği , sosyo –politik her şeyin bu temel gerçekliğin bir görünüşü veya tezahürü olduğunu söyler yani söylemiştir .Devletler gibi  şirketlerde aslında birer sosyo- politik varlıklar olduğu için bence bu ilişki de rahatça kurulabilir. Erdemli şirketleri şimdilik bir sonraki yazı da Farabi çerçevesinden konuşmak üzere bir kenara bırakalım ve Platon üzerinden devam edelim.

Platon’a göre devlet; hükümranı olduğu topraklarda ikamet eden bireylerin karakterinden çıkmaktadır. Ve insanın yarattığı bütün kurumlar, onun ruhunun manevi varlığının dışa vurumu olduğu gibi bir çeşit psikolojik uyumunun da dışsal ifadesidirler.

Şimdi burada bir durup şu soruyu düşünelim …

Acaba şirketlerde kendi çalışanlarının karakterinden etkilenmekte midir ? ya da gerçekten onların ruhlarının bir dışavurumu olarak mı ortaya çıkmaktadırlar?

– Ticari varoluşlarını inkar edemeyiz tabiki ama onu bir kenara bırakırsak. Ben şirketlerin genel olarak çalışan karakterlerinden etkilenerek kendilerine has bir ruh oluşturduklarını düşünüyorum. Bazı şirketlere dışarıdan bakıp ne kadar genç,  dinamik ve yenilikçi demiyor muyuz ? diyoruz ve bu sadece o firmanın reklamları sebebiyle olmuyor. Gerçekten o firmada çalışan kişi profillerini ve aksiyonlarını gördüğümüzde bu kanıyı kemikleştiriyoruz.

Tamam, hadi bunu da bir kenara bırakalım ; Bir firma düşünün global dünyanın her yerinde lokasyonları var , başlık aynı marka aynı ama her lokasyonu birbirinden istemsizce çok farklı. NEDEN ? Bu soruya oldukça sosyolojik temelli , kültüre dayanan farklı  cevaplar verebiliriz . Ancak yine de pek çok seçenekte sonuç o kültürün taşıyıcısı ve aktarıcısı “insan”‘a çıkacaktır.

Aradan bu sosyolojik karmaşayı  kaldırmak için bir de soruyu şu şekilde soralım ; Global ya da değil,  bir firma düşünün Türkiye’nin iki farklı şehrinde lokasyonu var o lokasyonları  bir insan olarak düşünürseniz , dışavurumlarına baktığınızda aynı karakterleri mi görüyor olursunuz ?

Cevabınız Hayır ise ; o zaman diyebiliriz ki , hayır çünkü iki lokasyonda çalışan insanlar farklıdır ve lokasyonların ruhu da karakterleri de doğal olarak farklı olacaktır.

Cevabınız Evet ise ; tebrikler ! farklılaşmayı vurgulayıp en çokta bireysellik  reklamlarıyla dikkat çeken ama kurumsallaşmanın herşeyiyle aynı olma anlamına geldiği o meşhur firmalardan birindesiniz. Bu yorum tabiki abartılmış bir yorum farklı sektörlerdeki tecrübelerle baktığımızda evet yanıtı da sınırsız bir yorumlamayı hak etmektedir.

O halde konudan sapmadan devam…

UZMANLAŞMAK ÖNEMLİ MESELE !

Platon’a göre bir devlet içerisindeki en önemli unsurlardan biri uzmanlaşmaktır. Konu siyaset olduğu için buradaki uzmanlaşma onun temele aldığı 3 farklı toplumsal sınıf arasında , her sınıfın kendine uygun mesleki alanda uzmanlaşmasıdır. Ona göre uzmanlaşma her yerde birliğin ve ahengin en önemli kaynağı olduğu gibi tüm alanlardaki sınırsız rekabete ve acımasız yarışmalara sağlam bir çaredir.

İdeal bir şirket olarak olarak baktığımızda sanırım bu konuda da bakış açıları ikiye ayrılacaktır ;“Mesleki uzmanlaşmayı başarının temeli olarak görenler” ve “tek bir alanda uzmanlaşmanın kişiyi kısırlaştıran bir döngü  olduğunu düşünenler”

Son yıllardaki genel düşünümlere baktığımızda aslında iki fikrinde taraftarlarının oldukça fazla olduğunu görüyoruz.  Bence bu sorunun yanıtında önemli olan nokta kişinin sahip olduğu meslektir. Örneğin ; kişi bir doktor ise tek bir alanda uzmanlaşması belki de onu başarıya götürecek en önemli noktalardan biri olarak  olabilir. Ancak global ya da değil bir firma da mesleki sınırları daha az belli olan bir beyaz yaka çalışan iseniz belki de beklenti birçok alanda uzmanlaşmanızdır.  Ki günümüzde çalışanları en çok strese sokan noktalardan biri de budur ; daha iyi  pozisyonlara çıkabilmek ve diğer çalışanlardan geri de kalmamak için sürekli kendine ek yetkinlik katmak zorunda olmaklık durumu.

Ancak konunun bir de şu yüzü vardır ; İdeal bir şirkette Platon’nun değindiği gibi herkes kendine uygun sınıfta mı kalsın , o sınıfa uygun meslekte mi  uzmanlaşsın ?

çiftçi yönetici olmasın olamasın mı ? ” lise mezunu bir operasyon çalışanı , beyaz yaka bir yönetim pozisyonuna gelebilsin mi gelemesin mi ? . Bu sorunun yanıtı da yine kurduğumuz ideal şirketin değerlerine ve çalışan değerlerine göre değişecektir elbet . aAcaba şirket bizim olsa bu geçişlere olanak tanır mıydık  düşünmek gerek zor soru…

 

Benim için yazının en can alıcı sorusu “İDEAL DEVLETİ / ŞİRKETİ , DEPARTMANLARI KİM YÖNETMELİ ? “

Platon devleti filozofların /bilgelerin yönetmesi gerektiğini söyler ki bu konu da hiç tarafsız kalamayacağım sonuna kadar katılıyorum. Ona göre bir devleti yönetecek kişi onunla en çok ilgilenen, devlet için en çok kaygı duyan, kendi iyiliğini devletin iyiliği ve esenliği ile özdeşleştirmiş kişi ve kişilerden oluşmalıdır. Burada Platon’un ruh ve akıl ilişkisi devreye girmektedir. Ona göre ruhun yönetimde bulunan parçası akıl ama normatif akıl olduğu takdir de yönetim salt kendini düşünen bencil insanlardan oluşmayacaktır . Akıl bütün saflığı içerisinde yöneticinin gerçek iyiyi kavramasını , bu kavrayışı ile de yönettiği devlete aşkla bağlanmasını ona bütün varlığı ile hizmet etmesini sağlar. Burada Filozof kişi sadece entellektüel bilgi birikimi olan kişi olarak düşünülmemelidir. Bilge kişi ; Adalet , Ölçülülük ve İyi idealarının özlerini bilmek zorunda olan kişidir.

Bu düşünceden yola çıkarak şirket ve departman yöneticilerini ele aldığımız da yine Platon’a katılmamak ne mümkün. Düşündüğümüz de devleti yöneten kişilerin siyaset bilgisi , bilgi birikimi olmayan kişiler olmasını ister miyiz ? Aynı şekilde bir kişinin yönettiği alan ya da departman bilgisine, eğitimine hiç sahip olmayan birisi olmasını ister miyiz ?  Tabiki bunun olmadığı şirketler görmemiz mümkün ama soru da işte burada şekilleniyor acaba “O ŞİRKET İDEAL ŞİRKET MİDİR ? “ Bilgi kısmını da bir kenara bıraktığımızda sayılan diğer özelliklere sahip olmayan adaletin ,ölçülülüğün özlerinden bir haber yöneticilerle nice olur bu şirketlerin  hali …

İşin içine felsefe giren her nokta da olduğu gibi bu konuda da yanıtlardan çok sorular öne çıktı , bu sorular bitmez elbet amma ne diyelim … Ah PLATON !  burada olsaydın da günümüz ofislerinde bir tur alabilse idik…

 

Not : İdeal bir yönetici nasıl olmalı sorusunu bu kadar kısa geçmeye tabiki  gönül elvermez. Bu yüzden bir sonraki yazıda Farabiyle birlikte Erdemli / ideal bir yönetici nasıl olmalı ? yanıtını yine birlikte aramak üzere .,

D. Çağla Karahasan

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir