EĞİTİM VE GELİŞİMFelsefe Ve PsikolojiHERŞEYE DAİRİnsan KaynaklarıKategorilendirilmemişKişisel Gelişim

ESKİ NORMALİNİZE DÖNME KONUSUNDA ANKSİYETE YAŞAMAYA BAŞLADINIZ MI ?

Son günlerde korona kelimesinden daha sık duyduğumuz bir kelime var “NORMALLEŞME”. Bir çoğumuz bu hafta itibariyle normal hayat rutinine, eski çalışma düzenine dönmeye başladı, birçoğumuz da muhtemelen bayram sonrası başlayacak gibi görünüyor.

NORMALLEŞME… normalleşme şu an da sizin için ne ifade ediyor ? Eski normalinize yani mevcut rutinlerinize geri dönmeyi mi yoksa eski normalleriniz ile yeni normallerinize adım atmayı mı ?

Bence doğru kelime normalleşme olmamalıydı. Evet, biliyorum rahatlamaya ihtiyacımız var bu yüzden normal kelimesi bize iyi gelecek diye düşünüyorsunuz, ama eğer bakış açımız bu olursa daha sonra çok zorlanacağız.

Canım Heraklitos şimdi burada olsa bize ne derdi: “Arkadaşlar! nereye normalleşiyorsunuz, ne nehir aynı, ne akan su, ne geçen zaman, ne siz, ne de o nehrin yatağı…”. Çok da haklı, her zaman haklıydı.

Çünkü aslında geçiş sürecini başarılı bir şekilde atlatmak istiyorsak normalleşmeye çalışmadan kendi içimizde önce şu soruların yanıtını bulmalıyız;

* Değişim zaten istemsizce başlamıştı, ben şimdi kendimi bu değişime adapte etmeye yani aslında DÖNÜŞÜME hazır mıyım ?

*Aynı olanlar değil, farklı olanlar neler?

*Bu süreçte hangi soruların yanıtını buldum, yanıtı olmayan hangi sorularımı farkettim ?

*Eskiden yanımda neleri getiriyorum, elimde yeni neler var ?

*Peki, süreçte bana eşlik eden yeni hayat rutini mi bırakmak istiyor muyum, şikayet ettiğim şeyler aslında bırakmaktan korktuğum şeyler haline geldi mi ?

Bu soruların yanıtlarını bulmak kolay değil ama bir noktadan başlamış olmak bile, elde ettiğiniz farkındalıkla sizi rahatlatacaktır.

Soruların yanıtlarını bulmak için en güzeli sürecin içinde kaybolmaktır, yanıtlarınızı kendi sürecinizin içinde arayın.

Hepimiz ansızın bir değişimin içinde kaldık. Öyle ki bu değişim hepimizin konfor alanlarına büyük bir darbe vurdu, hatta belki de darbe hafif kalır anlatmaya, konfor alanlarımızda atom bombası patladı, çevresinde bile gezemedik desek daha doğru.

Sonra mecbur kaldık yeni düzen içerisinde çabalamaya ama bizim için yeni bir düzen gibi değildi, “geldi geçecek hastalık bu” gibi düşündüğümüz için, süreç içerisinde kendimizi oyalamaya çalıştık.

Yemek yaptık, spor yaptık, kendimize baktık, çocuklarımıza baktık, kitap okuduk…. Kısacası normalde şikayet edip ne yapamıyorsak onu yaptık.Bir baktık ki herkeste aşırı meşguliyet hali ama süreç bitmiyor, üstüne yine kendimizi bir yere yetiştiriyor gibi koşturuyoruz. Bu da bize yıllarca halı altına attığımız birşeyi gösterdi; aslında hayatın en başından beri tembellik hakkımız vardı ve çok önemliydi. Kısa bir mola vermek, tembellik diye aşağıladığımız, o koşmayıp durma hali aslında nefes kadar hayatiymiş bizim için onu gördük.

Sonra farkındalıklar nüksetmeye başladı hafiften. Yalnızsak yalnızlığımızla yüzleştik, onunla mutlu olup olmadığımızı gördük. Kendi kendimizle konuşmaya başladık, halbuki en çok kaçtığımız şeylerden biri değil miydi?

Kendimizi kendimizden pek çok şeyle yüzleşmemek için kaçırmamış mıydık ?

Yalnız değilsek kalabalığımızla yüzleştik. Kırmızı çizgilerimizi, tahammüllerimizi ve esnekliklerimizi gördük. Meğer esneklik ne büyük zenginlikmiş, siyah ve beyazlarımızın yanına ara renkleri de almak hiçbir şey götürmüyormuş ki bizden onu gördük.

İş hayatı derseniz…

Hep birlikte imkansız dediklerimizin, yapamam dediklerimizin imkanlarını gördük.

*Haftanın her günü home office çalışamazdık, çalıştık.

*Biz haftanın her günü home office çalışırsak şirketlerimiz batardı, batmadı.

*Home office olursa hepimiz tembelleşeceğiz zannediyorduk. İlk başta bir bocaladık kabul. Ama sonra aksine verimliliğimiz arttı, tekrar verimli olduğumuzu üretebildiğimizi görünce çalışma şevkimiz arttı.

*Belki aslında çok sevdiğimiz, ama nefes alamadığımız için nefret ettiğimiz mesleklerimizi, hobilerimizi tekrar sevmeye başladık.

*Kafeler ve sokaklar olmadan, evde vakit geçirerek asosyal olacağımızı zannediyorduk, olmadık aksine çok fonksiyonlu insanlar haline geldik.

*Biri böyle bir senaryoyu anlatsa, avrupa da yaşasak daha iyi koşullarımız olacağını düşünürdük, öyle olmadı ülkemizde güvende hissettik.

Bunun gibi daha pek çok farkındalık, hepsini yazmaya devam edersem sanırım yazının sonunu getiremeyeceğim.

Özetlemem gerekirse; geçiş sürecinde en çok sorularınıza ve yanıtlarınıza güvenin. Bu süreçten sizi en sağlam şekilde çıkartacaklar onlar olacaktır.

Yanıtları bulamadıysanız korkmayın. Asıl yön göstericiler ve aslında sizin hayatınızın akışını değiştirecek olanlar, yanıtını bulamayıp aramaya koyulacaklarınız olacak.

Ne sevdiğinizi bulamadıysanız, ne sevmediğinizi buldunuz. Kim olduğunuzu bulamadıysanız kim olmadığınızı, olmak istemediğinizi buldunuz.

Ve yazı başlığındaki soruya gelirsem;

“ESKİ NORMALİNİZE DÖNME KONUSUNDA ANKSİYETE YAŞAMAYA BAŞLADINIZ MI ? ”

Nasıl adlandırırsanız adlandırın, eski ya da yeni normale dönmekten korkuyor, kaygı duyuyor olmanız bunca yaşantıdan ve farkındalıktan sonra çok normal. Bende korkuyorum. Bir sürü soru işaretim var.

Son yıllarda asla zaman yönetimi yapamazken neden zamanı en iyi yönettiğim süreç son 3 ay ?

Neden tıkanmış ve ilhamsız hissederken şimdi zihnimdeki yeni fikir oluşumunu durduramıyor ve onları hayata geçirmeye şevk duyuyorum ?

Günün en güzel saatlerini kaçırdığımı, bunun aslında çalışmakla ilgili olmadığını, hafta sonları aslında dinleniyor”muş” gibi yaptığımızı farketmişken tekrar aynı motivasyonla çalışabilecek miyim ?

Korkuyorum, korkuyoruz çünkü bu süreçte olup daha önce olmayan şeyi bulduğumuzda ya da sorularımızın yanıtlarını bulduğumuz da yeni normale taşıyabilecek miyiz bilmiyoruz.

Tüm bu negatiflikler içinde bulduğumuz pozitif duyguları kaybetme duygusu bizi korkutuyor.

Fakat bizler bu korkuyu avantaja çevirebiliriz.

Bu korku ve dönüşüm kendimizi inşa sürecimizin bir parçası bu yüzden sürecinize güvenin, sorularınıza ve yanıtlarınıza güvenin, atın onları çantanıza yanınızda taşıyın, artık onlar bizim yeni hayatımızın alet çantasının en önemli parçaları olacaklar.

Not: Eğer bu yazıyı okuduysanız, benzer duygular yaşadığınızı düşünüyorsanız ya da katmak istediğiniz farklı fikirleriniz ve kendi baş etme teknikleriniz varsa benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Kim bilir belki de bu sayede daha fazla kişiye dokunmuş oluruz.

Sağlıklı Günler,
D. Çağla Karahasan

ESKİ NORMALİNİZE DÖNME KONUSUNDA ANKSİYETE YAŞAMAYA BAŞLADINIZ MI ?” üzerine 2 yorum

  1. Harika bir yazı.Tabi bence sadece şu anki durumla değerlendirmek yanlış hayatı.Çünkü bu ilk değil ki.Bu tip durumlar insan hayatında daha öncede yaşandı.Belki adı pandemi değildi belki genele hitap etmeyip insanın kendi içinde yaşadığı çözümsüzlüklerdi.Bazen bir ekonomik krizde bazen birini kaybettiğinde bazen sevgilinden ayrılınca bazen biriyle tartıştığında aynı duyguları yaşamıyor muyuz?Bence farkeden tek şey ne kadar sürdüğü.Ne kadar uzun sürerse etkisi o kadar fazla geri dönüşü o kadar uzun oluyor.Çok uzatmayayım sevgili kızım,işin özü şu bence hayat zor,çok zor,her insan için.Önemli olan bu zorluklara rağmen tekrar yılmadan yıkılmadan ayakta durabilmek,umut ve hayal etmek.
    Unutmayalım ki biz ne plânlarsak planlayalım hayatında bizlerle ilgili planları var.Doğru değil mi?Kimisi bu seneki tatilini hiçbir şey olmayacakmış gibi planladı,kimisi işini nasıl büyüteceğini vs. Peki şimdi neyi planlıyoruz?Hayatında bir planı var.Belkide artık yarın ne olacağını bilir gibi hareket etmeden yaşamaya başlamalı.Ölmeyecekmiş gibi yaşamaktan vazgeçmeliyiz.Belki nasıl normalleşiriz diyerek değil Nasıl kendimizi düzeltiriz demenin vaktidir…

    1. Çok haklısın dayıcım, bazen hayat yolumuzu çizmek ne kadar da elimizde gibi görünüyor değil mi? Halbuki derler ya hayat biz plan yaparken olanlardır diye gerçekten doğru.
      Ne anlamı kaldı şimdi bu yaz için yaptığımız planların, peşinden koştuğumuz işlerin ya da canımızı sıktığımız o küçük şeylerin. Hayat önümüze bu tarz engelleri koymadan günlük kargaşamız içinde birşeyleri farketmek çok zor oluyor. Ancak yine de dediğin gibi ilk değil bu, daha önce aştığımız yollar gibi yine yolumuzu bulacağız. Gerekirse kendimizi baştan inşa edip yine yolumuza kendimiz olarak devam edeceğiz. Bu süreçte artık neleri tekrar yanımıza alırız, neleri bırakırız işte orası yeni yolumuzun ta kendisi…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir